26 Şubat 2011 Cumartesi

Uzlaşmak bizim işimiz

Depo İstanbul'da düzenlenen uzlaşı temalı ve 4 ülkede gerçekleştirilecek olan atölyeye katıldım. Yani bu ilk günü bi de yarın var. 4 hoca var işte biri Fransız, biri Alman, biri Ermeni ve biri Türk. Hepsi Fransızca bildiği için Fransızca konuşuluyor atölye kapsamında ve tabi ki bizim gibiler için de simultane tercüme var..
Çok eğlenceli şeyler yaptık bugün.
Bir de şunu anladım, bu atölye bir ay sürse ben Fransız olarak çıkarım burdan.
Valla anlıyorum hep.
Zaten konumuz da uzlaşı olduğu için, farklı dilleri konuşarak anlaşmak da çok değerli ve anlamlı oldu esasında.
Artık o kadar uzlaşmıştık ki Serj diye telaffuz ettiğimiz bir hocamızla damat halayı, harmandalı ve bir adette adını unuttuğum Ermeni halayı oynarken bulduk kendimizi.
Eğlendik coştuk, kam aldık dünyadan.
Ve bilinç, farkındalık, uzlaşı gibi konulardan bahsettik. Bir de tabi Ermeni-Türk ilişkilerinden.
Bu Serj denen hocamızın da dedesi Bursa'da doğmuş,büyümüş ama Ermenilere uygulanan baskılardan dolayı Türkiye'den ayrılmış.
İşte, Serj de 16 yıl boyunca Bursa'da belgesel çekmiş hatta. Sizden iyi olmasın çok canayakın, eğlenceli bir insan kendisi.

Yarın hiç bitmese ya, ben çok eğlendim bugün.
Bir sürü insanla tanıştım.
İyi oldu.
Son olarak

bildiğim tek fransızca cümleyle bitiriyorum yazımı;
elavukuşavegmua.

Yazılışını bilmiyorum. Evet jömöpel Duygu var bi de

21 Şubat 2011 Pazartesi

Fidanın gül açan dalı varsa, ben o fidanın fidanlığından şüphe ederim.

Geyik muhabbeti yapalım mı? dedi
Biliyoruz ki ha deyince yapılmaz,
Dur da şöyle boş boş oturmanın zevkıne varalım, dedim.
Sonra aklıma komik bi haber geldi anlattım ve geyiğin dibine vurduk.

Siz ne isterseniz , ben onu veriyorum size
Bilinçsizce yapıyorum bunu hem.
Çelik ayna gibiyim ben, benle dertleşmek istiyosun ya mesela
Kulaklarımı dört açar dinlerim, arada bişeyler söylerim falan
Senden ne gördüysem öyleyim yani.

Ama aslında yalan oldu biraz bunlar, sen gel bana çelme tak yere düşür, üstüne bi de tekmele böyle
Ben gelip de sana, canım benim naptın böyle demem, diyemem yani. Tekme de atmam
İntikamı soğuk da yemem. Yemem, hiç tarzım değil.
Öyle yerde yatar bakarım sana, acı bana diye ya da başka bi sebepten bunu ben de bilmiyorum.

Bazen derim ki birine heh gel dertleşelim
Bakalım neymiş numarası
Düşünürüm, onun anlayabileceği bir cümle kurarım; içinde saçma bir can sıkıntısı barındıran
Sonra der ki, geçer ya
He, doğru lan geçer tabi... der ve keserim orda muhabbeti
Demek ki böyle bişimiş dertleşmek.

Bunlar, bu anlattıklarım, tamamen hayal ürünüdür, yersen.
Gerçek kişi ve kurumlarla alakası yoktur, yersen.

Bergman'ın Kadınları

Bergman'ın bir çok filminde oynamış şu kadınlara bakar mısınız? Hepsinin kendine has bir havası ve güzelliği yok mu?... Bergman işini biliyo he.

Harriet Andersson
Bergman'ın çok genç yaşlarda keşfettiği bir oyuncu ve hatta Bergman beyle romantik bir ilişki yaşamışlığı da var. Zaten Bergman'ın kimle bi ilişki yaşamışlığı yok ki. Bu ablanın oyunculuğuna şapka çıkardığımız filmlerin başındaysa Through a glass darkly ve Cries and Whispers geliyor.






Bibi Andersson
Harriet'le soyadları aynı diye ben bunları kardeş falan sandıydım bi ara, siz de sanmayın. Bibi, Bergman'ın kadın oyuncuları arasında benim favorimdir. The Seventh Seal'de yaban çileği yiyişine hasta olunası kadın. Persona ileyse artık oyunculuğunda rüştünü ispatlamak bi yana "alem buysa kraliçe benim" demiştir. Kısa saç çok yakışıyor bir de.
Bildiğim kadarıyla Bergman Bibi ile bir ilişki yaşamamış ama inanmıyorum ben buna. Bergman bu güzelliğe kayıtsız kalmış olamaz.







Ingrid Thulin
Bu kadında da kendine has bir hava var. Bunun diğerlerinden birazcık daha maskülen olduğunu söylersek yanlış olmaz. Ve ve ve, The Silence'da da rahatlıkla göreceğimiz gibi çok güzel sigara içer bu hanım abla, sanırım resim de bu filmin setinden.
Winter Light'da bir mektup okuma sahnesi ve Cries and Whispers'daki cam parçalı,kanlı,acılı sahne bile bu kadının oyunculuğunu anlamaya yeter.





Gunnel Lindblom
İlk olarak The Seventh Seal'da gözüme çarpan vahşi bir seksapele sahip kadın. The Silence ve Virgin Spring'de de o delici gözleriyle bizleri etkilemiştir. Bu da diğerleri gibi bir çok Bergman filminde oynamış bir oyuncudur. Çok seksidir ama kimi filmde insana ekrandan fırlayıp katliam çıkaracakmış hissi verir.





Liv Ullmann
Bu da Bergman'ın prenses süreyya'sı işte, uzun süren bir birliktelikleri olmuş ve pek tabi ki bir çok Bergman filminde oynamıştır. Norveç sinemasından ihraçtır. Liv Ullmann deyip de Persona'dan bahsetmemek olmaz. Tamam güzel olmasına güzeldir ama Persona'daki oyunculuğunun üstüne pek bir şey katamamıştır.

19 Şubat 2011 Cumartesi

Rakı masası best oflarım


O kadar şanslı bi ülkedeyiz ki rakı gibi güzel bir içkiye , herşeyden önemlisi rakı masasının adabına, muhabbetine, efkarına sahibiz. Özenilen mezeler, masadaki güzel insanlar ve müzik tabi ki. Genel olarak türk sanat müziği ya da arabesk müziğiyle bağdaştırılsa da esasında bir çok müzik bu sofraya yakışır. Benim en sevdiklerimden mesela Ahmet Kaya, Zeki Müren, Pink Floyd, hatta Black Sabbath bile dinlerim. Müslüm Baba da gider. Ama şimdi elimi vicdanıma koyuyorum ve tabi ki türk sanat müziği bu masanın şanındandır diyorum.
Mezelere gelirsek de, envai çeşit meze vardır aslında. Şimdi sizlere benim en çok yakıştırdığım ve vazgeçemediğim meze unsurlarımdan bahsediciğim.

Haydari

Yoğurda da bayıldığım için bana göre bu masanın olmazsa olmazı haydaridir. Haydari ve kızarmış ekmek versinler büyük bir zevkle içerim rakıcığımı.
İçeriğindeyse bildiğim kadarıyla, pek tabi ki yoğurt, dere otu, peynir ve sarımsak var mıydı ya. Onu unuttum bak.





Acılı Ezme

Ah şu güneydoğunun acılı şaheserleri. Kebaplarla da çokça servis edilen bu güzel meze bizlere antep, urfa veya hatay şehirlerimizden bahşolunmuştur sanırsam. Evet, her zamanki gibi net bilgilere sahip değilim. Düz insan. (feminist oluyorum canım sıkılınca )







Yaprak Sarma

Ben buna ölürüm yahu. Böyle bir de ekşili olacak, of of of. Rakısız da ölüyorum ben buna. Ve söylemesi ayıp mükemmel sarma sararım. Hatta tütünü bile sarma gibi sararım. Hep dalga geçersiniz, halbu ki sebebi bu.






Kavun

Güzel bir meyve olmasının yanı sıra rakıyla hoş sohbeti olan kavun arkadaşımı da bu masaya çok yakıştırıyorum.











Tabi ki bu saydıklarımın dışında da bir çok mezecan var. Börek meze sayılmaz ama ben güzel bir sigara böreğini ya da annemin yaptığı patatesli böreği rakıyla geberesiye yerim. Başka başka,,,, mm mesela kızarmış ekmek kesin olmalı ki ezme ve haydariye banabileyim.
Neyse şimdi hazırlanmayı bekleyen bir rakı sofrası var, kendinize iyi bakın. Rakı içmeyi unutmayın.


18 Şubat 2011 Cuma

Savunma mekanizması nedir, ne değildir?

Ben kesinlikle daha eğlenceli bir insandım
Eski ben, sen ne şekermişsin ya
İstesem de sen gibi olamam mı ki? olurum ya, belki olurum
Bak sen gittin gideli kararsızlık sardı bünyemi
Bir de farkettim ki, çok ciddi bir yazı dili edinmişim ben
Sanırım böyle yaparak, büyük bir insan olduğumu kanıtlamaya çalışıyorum
Afedersiniz, bok yiyorum
Yani, ne gerek var.
Kasmaya ne gerek var, soruyorum. retoriğe bayılıyorum.

işte, eskiler alıyorum. alıp yıldız yapıyorum
musıki ruhun gıdasıdır, musıkiye bayılıyorum. Falan.

Hayal noir

Uykusuzluk sorununa kendimce bir çözüm buldum.
Yatağa sırtüstü uzanıp, gözünü tavandaki tek bir noktaya dikiyorsun.
Hayal kurmaya başlıyorsun ama öyle bilindik hayaller değil
Her şeyin istediğinin tersine gittiği, belki sıkıcı, mutsuz, boktan bir hayal
Tüm ayrıntılarıyla o hayal dünyanı kuruyorsun ve orada bir gün yaşıyorsun.
Sabah kalkışından itibaren tüm o iğrenç hayatının gününü ayrıntılarıyla düşünüyorsun.

Ve emin olun, en fazla öğlene kadar dayanabiliyorsun.
Sonra küt diye gözlerin kapanıyor.
Hani bu kurduğun hayal-noir'den kaçıp bilinçaltının kucağına atmak istiyorsun kendini.
İlginç bir nokta da şu; bu şekilde uykuya daldığınız gecelerde mükemmel rüyalar sizi bekliyor.
Benden söylemesi.

-Şey olabilir bak, rüya dediğin arzu giderimidir ya hani. Sen o kadar kötü şeyler düşünüp, kendini inandırdıkça beyninin iyiye olan ihtiyacı artıyor ve rüyalarında bu ihtiyaçların hepsini karşılıyorsun.



16 Şubat 2011 Çarşamba

At yarışsız bir toplumun hayat damarlarından biri kopmuş demektir.


Tjk'nın internet sitesinde geçmiş yılların at yarışı günlükleri var ayrıntılı. Her neyse,
Geçen yıl bugün oynanan yarışları açıp, oradan istatiki verileri bugünün atyarışı bültenine not edip, belirli hesaplamalar yapıp ona göre altılı oynayan insanlar var bu dünyada.
Ve o insanlardan birisi amcam (fikir babasıdır kendisi), bir diğeri de fikir babası olmasa da naçizane benim babamdır.