7 Eylül 2010 Salı

Kosmos


Yine bir film ve yine ben. Bu seferki filmimiz Reha Erdem'in Kosmos'u. Sinemada izleyerek müzik ve görüntüden x2 tat almışımdır belki de bilmiyorum ama sabırlı şekilde az diyaloglu film izleyebilenler için harika bir film.
Hatta bazı kısımları var ki anlayamadığım ve üstüne düşünüp araştırmam gereken. Çünkü çok saklı ve sembolik bir film. Her kareden çıkarılabilecek bir anlam var. Ve bunlar birbirleriyle bağlantılı.
Amma boş konuştun filmi biraz anlat derseniz de, olay kısaca şehre şaman bir adamın gelmesi. Ama böyle söyleyince de büyüsü bozuluyor. Her ayrıntıya kendiniz varmaya çalıştıkça güzel bu film.
İnsanın hayvandan üstün olmadığını, aslında pek farklarının da olmadığını tekrar bana hatırlatan da bir film aynı zamanda. Özümüzden ve geçmiş yaşantılarımızdan kopuşumuz ve aslen iki yüzlülüğümüz. Bunlar da var filmde.
Sermet Yeşil'in kuş dilinden konuştuğu sahnelerde gerçekten insandan başka bir şey izliyormuşum gibi geldi. Çok tiyatral oynamış diyenler olacaktır ama bence bu filme yakışır bi oyunculuk sergilemiş.
Kosmos kadar Neptün yani Türkü Turan da çok iyiydi. Sanki o role o kadından başkası olmazdı. Bu kadar güzel mi ötülür arkadaş.
Ve bu ikilinin birbirlerine kur yaptıkları sahne bence izlediğim en unutulmaz sahnelerden biriydi.
Hep gişe filmleri, hep yabancı filmler olmaz biraz da kaliteli yerli yapımları izlemek lazım. İzleyin derim ben.
Not: Müzikler içinse A Silver Mt. Zion'ı takdir etmeli.
(Kosmos üstüne düşünüp bir yazı daha yazmayı planlıyorum.)

2 yorum:

Burak Özkan dedi ki...

Şaşırdım açıkçası, bir türk filminin soundtrackinde, ünlü bir post-rock grubunun imzası olduğunu görünce. Ünlü olmasını geçtim; post-rock bir de.

Fragmanına baktım; film de ilgimi çekti. Sanırım film ne, o sessiz sanat filmlerine ne de töre konusunun işlendiği filmlere benziyor. Doğru mudur?

yarımbırocker dedi ki...

evet kesinlikle doğru.

Ama o kadar güzel olmuş ki müzikler... Başta filmin ambiyansına pek uyumlu gibi durmasa da.