22 Ağustos 2010 Pazar

100 Things Challenge


"Sahip oldukların zamanla sana sahip olur."
Sözüyle başlayalım önce. Bu mantıktan yola çıkarak, bu gidişe ve tüketim bağımlılığına kendi hayatında bir son vermek isteyen bir adam var karşımızda, Dave Bruno. Ama yaptığı hareket kendisiyle kalmayıp, bir çok insana da ilham vermiş durumda. 100 Things Challenge adını verdiği projesi yaşamak için 100 eşya seçip diğer tüm hepsini hayatından çıkartmaya dayanıyor. Kıyafetler, teknolojik cihazlar, kitap, ayakkabı... kısacası kullandığımız her şey listeye dahil ediliyor. Bu zat-ı muhterem bunu 2008'de yapmaya karar vermiş ve hala da bu felsefede yaşamakta.
Ama artık sadece o değil böyle yaşayan, bir sürü insan Dave'in yaptığı gibi eşyalarını 100'e çoktan indirmiş durumda.
Bence gerçekten ilginç ve yaratıcı bir hareket olmuş, Türk annelerini bu adama emanet edip o vitrinlerin ve mutfak dolaplarının akıbetini izlemek gerekir diye düşünüyorum.
(Bilgilerin bir kısmı Radikal Cumartesi'den alıntıdır.)

Eğer merak ettiyseniz, buralardan inceleyebilir veya takip edebilirsiniz...
http://www.guynameddave.com/100-thing-challenge.html
http://www.facebook.com/home.php?#!/100thingchallenge?ref=ts
http://twitter.com/guynameddave

7 yorum:

mosquito dedi ki...

Hep bunu düşünürüm ama düşünmekle kalmayıp uygulayanlar da varmış meğer.Bu adamla tanışmak isterdim.Çünkü hiç de kolay bir şey değil.Benzer bir şey denemiştim.Giysilerimin çok fazla olduğunu ve bunlardan kurtulmam gerektiğini düşünüp dolabımda çok az parça bırakmıştım.Belki 100 şey az olabilir ama ihtiyacımızdan çok daha fazlasına sahip olma arzumuzu bi şekilde kontrol etmeyi öğrenmeliyiz artık.

yarımbırocker dedi ki...

Hem de hiç kolay değil. =)
Ama cesaret edilip yapılabilse, eminim insana oldukça huzur veren bi durumdur.
Ailesinin yanında yaşayanlar için imkansız tabi...

Ümit dedi ki...

olmak ya da sahip olmak / Eric From..
mutlaka okuyun arkadaşlar..

Ümit dedi ki...

eğer 80 günde devri-alem yapmak istiyorsanız, daha kolay yol almak için balonunuzdan safra atmak zorundasınız..

Burak Özkan dedi ki...

:)

Ne kadar hoş. Bir de şu vardır ki, sanırım japonya'da ufak odalar vardır. Sadece yatmak ve uyumak için. He bir de aklıma şu geldi şu saniye; çöplerden ev yapan bir adam vardı, Türkiye'de bir kanalda da belgeseli verildi. İnsanlar toplanıyordu ve çöplerden yapılan evlerden bir kasaba kurulmaya çalışınıyordu. Ama izin mi ne çıkamıyordu; öyle bir şeyler. Bu bahsettiğin adamı de dikkate alalım hemen. :)

yarımbırocker dedi ki...

Ümit; hoş geldin. Eric Fromm okuycaktım zaten ilk o kitabından başlarım.=)

Burak; evet ama onlarda biraz depremin yarattığı bir etki de var. Evlerde genelde yer yatakları ve üçbeş eşyaları var.
Dikkate alalım, hatta uygulamak lazım. =)

Burak Özkan dedi ki...

Eric Fromm ilgili benim de şöyle bir olayım var. Kısaca geçiyim.

Bu şahsın 'Sevgi Sanatı' adlı bir kitabı vardır. Ne zaman bu kitabı görsem, bir önyargıyla yaklaşıyordum; zaten kapağında da çiçek resmi vardı; e haliyle 21.yüzyılın insanı olduğum için direkt 'kişisel gelişim' havası uyandırıyordu bende. Ama sonra bir bakıyım dedim; pişman olmadım.

Reklamlar bitti. :)